BAŞLIK BULAMADIM
9/6/2007<>12:58
kategori: Benim Siirlerim
Çocuksuz parklarda geziyorum.
Yüzüm acıya ve hüzne dönük.
Keder sallanıyor sanki salıncakta.
Ve dertler meydanı boş buluyor.
Direncimiz kırılıyor ayrılığa karşı.
Göremediğimizde birbirimizi.
Aşk sadece görmek mi ?
Hayır, hayır Aşk bu olamaz.
Tutamasak bile ellerimizi,
Gezemesek de çocuklar gibi parklarda.
Yine de sevmeliyiz birbirimizi.
Budur Aşk.
Görmesen de,duymasanda yüreğinde ateş gibi yanması.
Eğer yanmıyorsa senin aşkın beyhudedir arkadaş.
Sen onu göremesen de hep aramalı gözlerin.
Sesini duyamasan da aramalı kulakların.
Tutamasan da elini, yine de ateş gibi olmalı elin.
Budur işte Aşk.
Aşk'a aşık kalmak...
Koray DÖNMEZ
Isparta
yok yorum ::
<%TrackbackCount%>
trackbacks ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
HELVADAN AŞKLARA
9/6/2007<>12:23
kategori: Benim Siirlerim
Taze şiirler yazıyorum arada bir;
Bayatlamış aşkların,hayatların üzerine.
Yunus olup geziyorum alemi,
Mevlana olup dönüyorum kendi içime.
Orhan Veli olup garipleşiyorum bazen,
Can Yücel gibi oluyorum rakı sevdalısı.
Nazım gibi yazıp,nazım gibi kovuluyorum.
Dolaşıyorum bütün zamanları,pervasız.
Bendeki bu aşk hastalığı apansız.
Ve bu yürek nicedir yangın yeri!
Yokmu dindirecek bu yangını,
Sessiz sedasız...
Koray DÖNMEZ
Isparta
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
ACI VE KADIN
9/6/2007<>00:12
kategori: Benim Siirlerim
Ben bir kadın severim;
Bir tarafı acıya ve ızdıraba bürünmüş.
Ben bir kadın severim;
Bir tarafı yar,
Ben bir kadın severim;
Saçları yüreğime kadar uzanan.
Bakışları alev topu olmuş sanki,
Kalbimi kasup kavuran.

Koray DÖNMEZ
Isparta
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
KALBİMİN ANATOMİSİ
1/5/2007<>14:31
ben seni çok sevicem;
ellerinden tutup
seni gül diyarını gezdirmeye çıkaracağım.
gezemediğimiz sokakları gezicez seninle,
hiç korkmadan
ve ellerini öpeceğim ben senin
yanaklarıma götürüp de okşayacağım.
gözlerine bakacağım
bir anda koşmaya başlayacağız ikimiz
arkamıza bakmadan koşacağız
duracağız sonra bir anda
ben sana bağırarak
diyeceğim ki ;
SENİ SEVİYORUM
ve evin yolunu tutucaz seninle
sen evde ekmek yoktu diyeceksin
bende ekmek alacağım marketten
pencerelerden bakanlar,
imrenecek belkide sevdamıza.
bunlar sırılsıklam aşık diyecekler.
ben sana bir şey fısıldayacağım;
sen benim hayatımsın !
hayat nedir bilir misin ?
her an aldığın hava,yediğin yemek, içtiğin su
dolaştığın sokaklar.
sevmek iste böyle bir şey
dolu dizgin
dur demek yok
öleceğim bir gün yolunda
ellerini öpmek uğruna…
koray dönmez
bu şiirimi az önce hayatımdaki en değerli varlık olan Askım için yazdım.Allahıma sükürler olsun ki Canım var ve ben onu çok seviyorum.Nasıl bir duygu bu anlatamam.Ama değil benim yazdığım bu sözler, üstadların bile mısraları yetim kalır O'nun yüreğinin iyiliği karsısında.
Seni seviyorum canım.Hemde çokkkkkkkkkkkkkk.
3 yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
Dağarcığınıza Her Gün İki Söz
8/4/2007<>15:48
kategori: Turkcemizi koruyalim
Türk Dil Kurumu, elektronik posta adresini bildiren herkese günde iki kelimeyi, anlamı ile birlikte ücretsiz olarak gönderiyor.
Aralarında gazeteciden yazara, öğrenciden polise her meslekten 35.000'i aşkın kişiye iki sözcük e-posta yoluyla gönderiliyor. Talep her geçen gün artıyor. Son yıllarda özellikle gençlerin kullandığı kelime sayısının azalmasını göz önünde bulundurarak alternatif çalışmalar üreten TDK, gençlerin İnternet'e olan ilgilerini değerlendirdi.
Kurum, ‘www.tdk.org.tr’ adresinden 'Dağarcığınıza Her Gün İki Söz' yazısına tıklayıp, elektronik posta adresini bırakan herkese anlamları ile birlikte her gün iki sözcük göndermeye başladı. TDK Sözlük Kolu uzmanları tarafından seçilen kelimelerin günün tarih ve önemiyle ilgili olmasına dikkat ediliyor. Örneğin cemrenin düşmesi ile birlikte e-postalara ‘cemre’, 29 Ekim’de ‘cumhuriyet’, Kurban Bayramı’nda ‘kurban’ sözü ile ilgili açıklayıcı bilgiler sunuluyor. Kelimelerin anlamlarının yanında gönderilen sözcüğün içinde geçtiği atasözleri ve deyimlere de yer veriliyor. Ayrıca, türü, söylenişi, vurgusu, yabancı kökenli ise Türkçeye hangi dilden geçtiği konularında bilgi veriliyor. Yabancı kelimelere bulunan Türkçe karşılıklar da e-posta sahiplerine bildiriliyor. TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, halkın Türkçenin zengin söz varlığından yeteri kadar faydalanmadığını söylüyor. “Çok kısıtlı sayıda sözcük bilgimiz var.” eleştirisini yapan Akalın, Türk Dil Kurumu olarak amaçları doğrultusunda, teknolojiyi de kullanarak bu durumun önüne geçmek istediklerini belirtiyor. “Amacımız kişilerin söz varlığını geliştirmek ve Türkçenin zengin söz varlığından faydalanmalarını sağlamak.” ifadelerini kullanan TDK Başkanı Şükrü Halûk Akalın, e-posta adreslerini bırakanların sayısının her geçen gün arttığını kaydediyor.
Uyarılar
1. Bilgisayarlarında e-posta yazılımı (outlook vd.) yüklü olanlar Dağarcığınıza Her Gün İki Söz bağlantısını tıklayarak e-posta adreslerini gönderebilirler. Bilgisayarlarında e-posta yazılımı olmayanların ise e-posta hesaplarının bulunduğu sunucudan (yahoo, hotmail vd.) bilgi@tdk.org.tr adresine e-posta hesaplarını göndermeleri gerekmektedir.
2. E-posta hesaplarını Kurumumuza gönderdikleri hâlde "Dağarcığınıza Her Gün İki Söz" iletilerini alamayanların e-posta hesaplarının limitlerini, e-posta kutularının dolu olup olmadığını kontrol etmelerini,
3. E-posta hesaplarını değiştirenlerin eski e-posta hesaplarını da belirterek yeni e-posta hesaplarını göndermelerini,
4. E-posta grubundan çıkmak isteyenlerin, çıkmak istediklerini belirten e-posta iletisi göndermelerini rica ederiz.
Türk Dil Kurumu Kaynak: http://www.tdk.org.tr/uyari001.htm
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
TDK'nin Yeni Bir Çalışması: Sözlüklerimiz Cep Telefonlarınız
8/4/2007<>15:42
kategori: Turkcemizi koruyalim

Artık, KED Kablosuz Erişim Düzenine (Wireless Application Protocol WAP) sahip cep telefonlarından da Güncel Türkçe Sözlük, Yazım Kılavuzu ve Kişi Adları Sözlüğü’ne erişilebiliyor. Türk Dil Kurumumu'nun sunduğu bu yeni hizmetle Avea, Telsim ve Turkcell kullanıcıları merak ettikleri sözleri, deyimleri ve kişi adlarını cep telefonu aracılığıyla öğrenebilecek.
Bunun için KED (WAP) uyumlu cep telefonuna sahip olmak ve bağlantı bölümüne ked.tdk.org.tr veya wap.tdk.org.tr adresini yazmak yeterli… Türk Dil Kurumunun ağ sayfasına bağlanıldığında Tarihçe, Güncel Türkçe Sözlük, Yazım Kılavuzu veya Kişi Adları Sözlüğü'ne girilebilmektedir. Aranılan sözün ilgili kutucuğa yazılmasıyla istenen bilgiye kısa sürede ulaşılmaktadır. Şu anda yaklaşık yüz yirmi bin söz varlığına erişilebilen veri tabanına yakın bir zaman içerisinde bütün bilim ve sanat dallarındaki terim sözlüklerinin, bölge ağızları söz varlığının, deyimler ve atasözleri sözlüğünün ve kısaltmalar sözlüğünün de eklenmesiyle altı yüz bine ulaşan Türkçe söz varlığı da kullanıma açılmış olacak.
Cep telefonlarındaki erişim sorunlarını bim@tdk.org.tr adresine e-posta ile bildirebilirsiniz.
Kaynak: http://www.tdk.gov.tr/
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
Ahmet Muhip Dıranas (1909 - 1980)
8/4/2007<>15:40
kategori: Sairlerimizi taniyalim

Cumhuriyet dönemi şairlerinden Dıranas, 1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ortaöğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı (1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul'a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi ve burayı bitirdi. Bu arada Güzel Sanatlar Akademisi'nde kütüphane memurluğu yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu.
1938'de Ankara'ya döndü ve CHP Genel Merkezi'nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları'nı yönetti. Ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, Kurum Başkanı (1957-1960), daha sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi oldu. Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı. Birkaç kez DP'den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Yayımlanan ilk şiiri, "Ankara Lisesi’nden Muhip Atalay" imzasıyla Milli Mecmua'da çıkan "Bir Kadına" adlı şiirdir (15 Eylül 1926).
Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında Ahmet Muhip Dıranas, çağcıl Batı şiirine (Baudelaire, Verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonrası şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olan bir şairdir. O da hocası Tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan nerdeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşaktan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şiire ulaşmıştır. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazdı. Şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde verilmiştir.
Ahmet Muhip Dıranas, 21 Haziran 1980 yılında Ankara’da öldü.
FAHRİYE ABLA Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar, Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi, Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi; Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede. Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; Bahçende akasyalar açardı baharla. Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı. İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla. Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya. Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın, Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın? Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın; Hâtırada kalan şey değişmez zamanla, Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
ABDURRAHİM KARAKOÇ
8/4/2007<>15:38
kategori: Sairlerimizi taniyalim

Nisan 1932 yılında doğan Karakoç’un şiir merakı küçük yaşlardan gelmektedir. Şiire merakının bir sebebi de ailesinde dedesi, babası ve kardeşlerinin şair olmasıdır. İlk yazdığı şiirleri 2 kitap olacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 1964 yılında ”Hasana Mektuplar" ismi altında kitap haline getirdi. 1958 yılında bulunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi ve 1981 Mart ayında emekli oldu.
Şiirlerinde esas unsur olarak insanı ele alan şair, şiirleri yüzünden otuza yakın mahkemeye verildi fakat hepsinden beraat etti. 1985 yılından beri gazetecilik yapan Karakoç, bir ara politikaya girdi ve ayrıldı.
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
Ziya Paşa (1825 - 1880)
8/4/2007<>15:36
kategori: Sairlerimizi taniyalim

Ziya Paşa 1825 yılında İstanbul'da doğdu. Galata gümrüğünde katiplik görevinde bulunan Erzurumlu Feridüddin Efendi'nin oğlu olan Ziya Paşa, Bayezid Rüştiyesini bitirdi. 15 yaşlarında Aşık Garip, Aşık Kerem ve Aşık Ömer gibi halk şairlerinin eserlerini okumaya yöneldi. 17-18 yaşlarında Bab-ı Ali'de Sadaret Mektubi kalemine girdi. Divan edebiyatı yolunda yazmakta olduğu şiirler ona, arkadaşları arasında ün kazandırdı. Reşit Paşa'nın yardımı ile Sultan Abdülmecid'in üçüncü katipliğine tayin edildi. Mabeyn'e geçtikten sonra Fransızca öğrendi.
Sultan Abdülmecid'in vefatı üzerine saraydan uzaklaştırıldı. Önce zaptiye müsteşarlığına tayin edilen Ziya Paşa, Atina elçiliği ve paşalık rütbesi ile Kıbrıs mutasarrıflığına gönderildi. Birkaç ay sonra Sultan Abdülaziz kendisini İstanbul'a çağırdı ve Bosna Hersek'in denetimi ile görevlendirdi. Bir süre sonra Meclisi Vala azalığına, beylikçiliğe ve Adalet Bakanlığına yükseltildi.
Bab-ı Ali, onu Amasya mutasarrıflığı ile İstanbul'dan uzaklaştırdı. İstanbul'da Abdülhamid yönetimine karşı direnmeyi amaç edinen Yeni Osmanlılar Cemiyetine girdi. 1867'de tekrar Kıbrıs mutasarrıflığı ile görevlendirilince Kıbrıs'a gitmedi ve o sırada Erzurum Vali Muavinliğine tayin edilen Namık Kemal ile birlikte Avrupa'ya kaçtı.
Önce Paris'te, sonra da Londra'da kaldı. 1868 yılında Hürriyet gazetesini kurdu. Avrupa'da bulunduğu yıllarda gazetedeki yazılarının yanında Zafername, Terkib-i Bend, Terci-i Bend gibi eserlerini kaleme aldı. Yurda döndükten sonra İcra Cemiyeti Reisliği, Şurayı Devlet üyeliği görevlerinde bulundu. Bu süre içinde Harabat adlı büyük antolojisini düzenledi. Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilişi olayına karıştı. Sultan Abdülaziz'in yerine tahta çıkan Sultan Beşinci Murad'ın zamanında başkatiplikle görevlendirildi. Bir süre sonra Maarif Müsteşarlığına tayin edildi. Sultan İkinci Abdülhamid döneminde, Namık Kemal ve Ziya Paşa, Kanun-i Esasi'yi hazırlamakla görevlendirildiler. Bir süre sonra siyasetini değiştiren Sultan İkinci Abdülhamid, Ziya Paşa'yı, İstanbul'dan ayırmak için Suriye valiliğine atadı. Kısa bir süre sonra da Konya valiliğine atanan Ziya Paşa, son görev yeri olan Adana'da 1880 yılında vefat etti.
Ziya Paşa, klasik Türk şiirinin son büyük temsilcileri arasında sayılabilir. Ziya Paşa, makaleleri ile, batılı anlayışı ve demokratik görüşleri Türk düşüncesine ilk getirenlerden biri oldu. Özellikle Hürriyet gazetesindeki inceleme niteliği de gösteren yazılar yazdı. Sade bir dil ile verdiği eserlerde devlet yönetiminin kötülüklerini eleştirdi.
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
Blog Sözcüğüne Türkçe Karşılıklar
20/3/2007<>10:47
kategori: Turkcemizi koruyalim
Blog sözcüğüne bir karşılık önermeden önce blog kelimesinin kökenine bir bakmak lâzım: Malûm İngilizce özellikle de sözcük üretme açısından kısır bir dil ve yeni kelime üretmesi birkaç basit yolla oluyor. Blog'da da aynı şekilde; Web ve Log kelimelerinin birleştirilmesinden oluşmuş. Web: Ağ demek ve Log: Günlükten ziyade kayıt, kütük demek. Batılıların yaptığı şekilde Türkçe bir karşılık üretmek istersek "a-günlük", "e-günlük" veya "a-kayıt" gibi karşılıklar üretebiliriz. Bence "Web Log" sözcüğüne en güzel karşılık, özünü bozmadan birebir karşılığı olan "Ağ Günlüğü" olacaktır. Yine de diğer örnekler olarak a-günlük ve e-günlük sözcüklerini de bir kenarda tutabiliriz. Unutmamak gerekir ki vakit hızla geçiyor, o yüzden tek bir sözcüğün benimsenmesi ve yayılması daha uygun olacaktır. Benim bu tek sözcüğe önerim "Ağ Günlüğü". Umarım beğenilir ve kullanılır. Saygılar...
Mete Han Arıtürk
http://www.turkcedunya.com/
yok yorum ::
link
{ Sayfa 1 of 8 } <- : :
Sonraki Sayfa ->
YUREKİSCİSİile düzenlendi
|